"Ağrım olsa bağıramam, aslan görsem kaçamam, kuyruğu ne de tatlı dersiniz ama avcı vurunca afiyetle yersiniz, çok da üşüdüm, kürkümü geri verseniz.. Tavşanım ben, keşke dostum olsan sen.." (Tawşi)

22 Mayıs 2015 Cuma

İMZA AT ANGORA TAVŞANLARINA VAHŞET YOLMA UYGULANMASIN!






            Duyarlı bir dostumuz  bu kampanyayı başlatmış, kendisiyle gurur duydum ve hemen imza attım, lütfen siz de imza atın ve zavallı Angora Tavşanları elle kuru yolma yöntemiyle acı içinde saatlerce ağlatılarak yolunup kazak, şapka yapılmasın, bu vahşete dur diyelim;

https://www.change.org/p/hayvanseverler-angora-tav%C5%9Fanlar%C4%B1na-yap%C4%B1lan-vah%C5%9Fet

18 Mayıs 2015 Pazartesi

17 Mayıs 2015 Pazar

GEZİ TABLOSU






















Çok yakında, aman padişahımız duymasın, zindana atturur!

RTÜK'TEN İSTEĞİM



   Bir sinemacı olarak her filmi çok farklı şekillerde irdelerim; Konu, senaryo, kurgu, oyunculuk, çekim devamlılığı, ışık, alt metin... Sayfalarca uzayıp gider.. Son zamanlarda ise Sadri Alışık filmlerine taktım, her gece bir filmini izleyip öyle yatıyorum. Bazı şeyler dikkatimi çekti; bu filmleri yıllar önce çok küçükken izlemiştim, hayal meyal hatırlardım çoğunu ama şimdi ise farklı birşey dikkatimi çekti. O dönemim bütün zengin kadınlarını canlandıran kadın oyuncularda hep kürk var. Hatta Ablası Güzel filminde Sadri Alışık kürk öneriyor diyebilirim. Sonra Ağır Roman filmini hatırladım, orada da senaryo gereği bir kuş öldürülüyor, bir ata tecavüz ediliyor ve öldürülüyordu tabi rol gereği yani ölmüyorlardı ama ne gereği var? Sonra da aklıma Tosun Paşa filmi ve Adile Naşit'in meşhur hamam sahnesi geldi yani birkaç yıl önce müstehcen diye RTÜK, o savimli filmdeki bu sevimli sahneyi kaldırmıştı, sansürlemişti. Sizce Adile Naşit'in hamamda bir teyze olarak def, ud  çalıp yaprak sarması yediği sahne mi sansürlenmeli yoksa diğer filmlerdeki kürklü bayanların kürkleri ve masuscuktan öldürülen, yaralandı gibi yapılan hayvanları sahneleri mi? Şimdi derhal RTÜK'e başvuruyorum ve siz de başvurun, yakında Change'de de bir kampanya başlatacağım, özellikle Ablası Güzel filminin 40. dakikasının 43. saniyesinde başlayan o kürk sahnesi gibi sahnelerin filmlerden kaldırılmasını, ya da kürklü kadınların sigara ve alkol gibi komple blurlanmasını istiyorum. Haydi gelin ve bana destek verin, yeni bir akım başlatalım, hayvanlar ölmesin, insanları filmlerle hayvanlara yapılan şiddete yöneltilmesini engelleyelim. 1964 yapımı Ablası Güzel filminin senaristi Erdoğan Tünaş keşke daha duyarlı olsaydı da o kürk sahnesini o filme hiç koymasaydı. Avare filminde bir sokak köpeğine tekme atan adamı dostum diye seslendiği köpektem özür dileten Sadri Alışık varken vahşi vizonun kürkünün özüldüğü bir katliam sahnesi görmek istemiyorum. 

SON ARZULARINI YERİNE GETİRDİLER


       Bir hayvan ne kadar kötü halde olursa olsun ötenazi yapılarak yani zehirli iğne ile uyutulup öldürülmemelidir, ölümünü Allah belirlemelidir diye düşünüyorum çünkü canlıları yaratan Allah'tır ve son nefeslerinde canlarını yine Allah almalıdır. Çünkü ya ölmezse, ya hastalığı iyileşirse.. Neyse, konumuz aşağıdaki haber;

           Coco isimli Rottweiller cinsi köpeğe kanser teşhisi konunca sahipleri az zamanı kalan köpek için unutulmaz bir şey yaptı. Sahipleri, Coco uyutulmadan önce onunla yapacakları son şeylerden oluşan 30 maddelik bir liste hazırladı ve bu ilginç listeyi hayata geçirdiler.

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/29008183.asp



GÜNÜN DOSTU


SADRİ ALIŞIK'TAN HARİKA BİR SÖZ


Avare adlı filmden o sahnenin karesi

Filmin o kısa ama harika sahnesini lütfen izleyin;

https://www.youtube.com/watch?v=AwVVX2J9JkA

TAVŞANLARINIZ İÇİN BİR BAHÇE ARIYORSANIZ


  
       Ücretsiz Hayvan İlanları bölümümüze Emir Bey, MFV adıyla bir yorum bırakmış, oldukça da güldüm, eğer tavşan veya tavşanlarınızı emin bir yere sahiplendirmek istiyorsanız blogtaki üst menüde yer alan  Ücretsiz Hayvan İlanları bölümünden en alttaki yorumlarda MFV ile lütfen iletişime geçin. 

15 Mayıs 2015 Cuma

YILANI YAKMAK İSTERKEN KENDİNİ YAKTI

Edirne'de bir asker yakaladığı yılanı yakmak isterken kendini yaktı




EDİRNE’nin İpsala İlçesi’ne bağlı Sarıcaali Köyü’ndeki askeri birlikte vatani görevini yapan 21 yaşındaki er T.G., nöbet tuttuğu sırada yakaladığı yılanı yakmak isterken, elindeki benzin dolu pet şişenin devrilip alev alması sonucu yüzü ve ellerinden yaralandı.

İlçeye bağlı Sarıcaali Köyü’ndeki birlikte askerlik yapan er T.G., nöbet tuttuğu sırada çalılıkların arasında yılan yakaladı. Er T.G. nasıl temin ettiği bilinmeyen pet şişeye doldurulmuş benzini yılanın üzerine dökerek yaktı. Bu sırada T.G.’nin tuttuğu benzin dolu pet şişe elinden kayıp yüzü ve ellerine sıçraması sonucu alev alarak yaralandı. T.G., durumu fark eden diğer askerlerin haber vermesi üzerine çağrılan ambulansla Keşan Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Yüzü ve ellerinde 1’nci derece yanıklar olan T.G., buradaki ilk müdahalesinin ardından Edirne Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29002219.asp
Tawşi der ki; Sen nasıl bir mahlukatsın ki Allah'ın yarattığı bir hayvanı zarar vermediği halde öldürmeyi bırak bir de işkence çektirerek öldürmeye çalışıyorsun, katliam bu! Bu kişi acilen bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde tedavi edilmelidir. Bugün yılanı yakmak isteyen yarın kediyi, köpeği ve insanı yakar! Olayın peşi bırakılmamalı, ayrıca dava açılıp ceza almalıdır. 

GÜNÜN DOSTU


ÇİN'DE PANDA KATLİAMI



    Biliyorsunuz katliam ve işkence ülkesi Çin'de tüm kedi köpekler başta olmak üzere tüm hayvanların canlı canlı derileri yüzülür ama pandalar ülkenin simgesidir, el üzerinde tutulurlar ve devlet başkanlarına hediye edilirler. Diğer hayvanların değeri yok mu, ne biçim mahlukatlarsınız! Ama işte öldürülen bir panda ve sonucu.. Panda öldürmenin cezası idamdır. Keşke diğer hayvanlara yapılan zulümlere de Çin aynı cezayı verse.. Ve keşke bizim ülkemizde de şu panda cezası geçerli olsa.. Bizde adam öldürsen 3 yıla çıkılıyor, siyasilerimize göre ise hayvan neymiş canım, oy bile veremiyor, peehhh.. İşte haber;

Çin’in devlet televizyonu CCTV’nin haberine göre, polisin Yunnan eyaletinin Yanjin kasabasında yaptığı operasyonda ayrıca bir kürk parçası, 9,75 kilo et, dört kemik ve bir safra kesesi ele geçirildiği kaydedildi.

4 Kasım 2014’te öldürülen pandanın yetişkin bir dişi panda olduğu belirtildi. Pandanın kürkünün komşu Chongqing şehrindeki bir müşteriye 550 bin yuana (88 bin 631 dolar) satılacak olduğu da ifade edildi.
Nesli tehlike altındaki pandalar, Çin’de korumaya alınan hayvan türlerinden. Pandalar, Çin tarafından bazı devlet liderlerine hediye ediliyor. Pandalar ayrıca, az bulunduklarından dolayı kara borsada parçaları çok pahalıya satılıyor.
SAYILARI 1864’E ÇIKTI
Çin’de yabani pandaların sayısı 268 artarak toplamda 1864’e çıkmıştı. 10 yıl önce doğada yaşayan panda sayısı ise 1596 idi.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı’na  (WWF) göre, Çin’de pandalar için geleneksel tehlike olan kaçak avlama azaldı, ancak ekonomik gelişme büyük tehdit haline geldi.
WWF ayrıca, hidroelektrik santralleri, yollar ve madencilik projelerinin hayvanın doğal yaşam alanını bozduğunu da kaydetmişti.
Aynı zamanda WWF’nin de simgesi olan pandalar, Çin’in Sichuan, Shaanxi Gansu eyaletlerinde yaşıyorlar ve pandaların yaşam alanının da 2 milyon 577 bin hektara genişlediği ifade ediliyor.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/28997624.asp


KUŞ GRİBİ DEĞİL KATLİAM!



    Yine bir kuş giribidir gidiyoruz neymiş Gebze'de birçok tavuk itlaf edilmiş, İstanbul'a yaklaşmışmış, işte haber, yorumum ise her zamanki gibi yine sayfamın altında;

Gebze’de 10 bin tavuk itlaf edildi


KOCAELİ’nin Gebze İlçesi’nde bir çiftlikte dün gece 10 bin tavuk İl GıdaTarım ve Hayvancılık müdürlüğü ekiplerinin gözetiminde itlaf edildi. Tavukların kuş gribi virüsü nedeniyle itlaf edildiği belirtilirken açıklama yapılmadı.

Gebze İlçesi Molla Fenari Köyü’nde bir çiftlik sahibinin Balıkesir’den getirttiği 2 bin tavuğun yaklaşık 800’ü kümeslere konulduktan kısa süre sonra öldü. Tavukların telef olması üzerine durum Kocaeli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne bildirildi. Dün gündüz saatlerinde gelmeleri beklenen ekipler, iddiaya göre gece yarısı gelirken, Molla Fenari Köyü’nün yanı sıra Pelitli ile Denizli Köyü’ne benzer tavuk ölümlerinin olduğunu belirledi. Kocaeli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’ne bağlı ekipler köylerde panik havası yaratılmaması için gece yaklaşık 10 bin tavuğu itlaf ettirdi ve bunlar 16 E 9164 plakalı kamyonetle taşınarak kireçledikten sonra gömüldü. Bazı köylüler, tavukların canlı kanlı poşetlere konulup gömüldüğünü söyledi.
Şu ana kadar, tavukların toplu ölümü ve itlafının guş gribinden mi, yoksa başka bir hastalıktan mı kaynaklandığı konusunda açıklama yapılmadı.
KAYMAKAMLIKTAN AÇIKLAMA
Gebze Kaymakamlığı açıklama yaparak, daha önce köy statüsünde olan Mollafenari Mahallesi’nde kanatlı hayvan ölümleri olduğunu doğruladı. Kaymakamlığın açıklamasında, şu ana kadar 2 bin 103 kanatlı hayvanın itlaf edildiği belirtilirken, kuş gribi olup- olmadığı konusunda bilgi verilmedi. Kaymakam Mehmet Aslan imzasıyla yapılan açıklama şöyle:
"İlçemiz Mollafenari Mahallesinde muhtelif sayıda kanatlı hayvan ölümleri gerçekleşmiş olup, mahallede faaliyette bulunana bir kanatlı hayvan işletmesi sahibinin beyanına göre; ölümlerin, mahalleye gelen bir seyyar satıcıdan satın alındığı iddia edilen kanatlı hayvanlardan sonra görülmesi sebebiyle tedbir amaçlı olarak İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü hayvan sağlığı birimlerince Mollafenari ve civarı mahallelerde itlaf ve karantina çalışmalarının süratle yürütüldüğü şimdiye kadar 2103 kanatlı hayvan itlaf, 80 yumurta imha edilerek karantina tedbirleri uygulanmaktadır. İtlaf edilen hayvanların bedelinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca karşılanarak üreticilerimizin mağdur edilmeyeceği hususunda bilgilerinizi rica ederim."
Bu açıklamaya karşılık, Gebze’de sadece bir çiftlikte itlaf edilen tavuk sayısının 4 bine yakın olduğu belirtildi. 
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/28995738.asp
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28927516.asp
Tawşi der ki; Yaşı biraz büyük olanlar yıllar önce televizyonda izlediğim şu haberi hatırlar: "Mudurnu Tavuk iflas etti, milyonlarca tavuk ve civciv canlı canlı açılan çukurlara gömülüyor." Ne acıyla izlemiştim bu haberi küçükken. Hayvanlar çırpınırken üzerlerine örtülen toprağı.. Herşey para içindi.. Acımasız insanoğlunun taptığı yegane şey olan para.. Yıllar geçti sonra ne oldu birden kuş giribiyle ilk defa tanıştık, asla tavuk yenmemesi gerektiği söyleniyordu ama kendiliğinden ölen hiçbir hayvan yoktu. Derken yabancı ilaç firmaları devreye girdi, ilaç satışları yapıldı ve birden yıllarca halkın sevgi ve güvenini kazanmış Uğur Dündar ekrana çıkıp "Artık güvenle tavuk yiyebilirisiniz." dedi, Uğur Dündar dediği an kuş gribi geçti. Üniversitedeyken domuz gribi çıktı, sınıfta çekilen tüm filmlerde domuz gribiyle alay ediliyordu çünkü gerçeği yine biliyorduk, ilaç firmaları yine aç kalmıştı, aşı satıp insanları zehirleyip kirli bir şekilde para kazanacaklardı. Tıpkı yıllar önceki deli dana gibi, Kırım Kongo kanamalı gibi.. Dünyada iki şeyi durdurursanız herşey iyiye gider zaten: 1) Silah sanayii  2) İlaç sanayii.. İkisi de birbirinden beter ve kirlidir. Şimdi yine zavallı tavuklar katlediliyor. He diyeceksiniz zaten böyle olmasa da yenmek için kesilmeyecekler miydi ya da erkek civcivler yani geleceğin horozları yeni doğduklarında zaten erkek oldukları için yine ayıklanıp canlı canlı preslenip çöpe atılmayacak mıydı.. Evet maalesef devletin birşey yapmadığı bu katliamlar devam edecekti ama bir canlının olmayan birşey için öldürülmesi çok acıdır. 



14 Mayıs 2015 Perşembe

GÜNÜN DOSTU


GELİNCİK VE HAZİN HİKAYESİ




    Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. 

Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerideki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir…Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. 

Einstein der ki; "İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor."

13 Mayıs 2015 Çarşamba

SEN BU ÜLKENİN BAŞBAKANINA YUH ÇEKERSEN TOKADI YERSİN!




     CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Manisa'nın Soma ilçesindeki maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarının ve yaşanan ölümlerin sorumluları ile nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge hazırladı. Önerge, 51 milletvekili ile Meclis Başkanlığı’na sunuldu. 29 Nisan 2014’te TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen önerge; muhalefet partilerinin desteğine rağmen Genel Kurul'da reddedildi. Özgür Özel, madenci bareti ile yaptığı konuşmasında, Soma’da her an büyük bir facia gelmesinin kaçınılmaz olduğunu anlattı ama hükümetin umrunda olmadı. Belki bir Mercedes veya yeni bir saray yapımından bahsetseydi eminiz ki herkes kabul ederdi. Ve tarih 13 Mayıs 2014 Soma Manisa.. 301 madencimiz feci şekilde can vermişti tabi ki aslında ölenler bundan kat kat fazla, üzerlerine dökülen çimentodan, içeride kalan kaçak Suriyeli işçilerden, çıkarılan cansız bedenlere yaşıyormuş gibi takılan hortumun ucu gözüken oksijen maskelerine bir hükümetin saati 5 TL'ye yerin kat kat dibine giren ve ölen zavallı işçilerin masum bedenleriyle bile oynadığına şahit olduk. Manisa halkı acılı ve öfkeliydi, neredeyse her aileden bir iki kişi vefat etmişti, tüm Türkiye tek yürek olmuş cansız bedenlerin çıkarılışını, ailelerin çaresiz dualarını ekranlardan acıyla izliyordu. Buna rağmen babasının hesabını soran biri çevik kuvvet tarafından yere yatırılıp başbakanlık mişavirince tekmelendi, üzerine yetmedi yuhalanan başbakan sinirlenip yuhalayan vatandaşa yaklaşıp; "Sen bu ülkenin başbakanına yuh çekersen tokadı yersin!" dedi. Dediğini de yaptı, halkın lincinden kaçarak markete giren başbakan bir vatandaşımıza da burada tokat attı. Ölenler bakanların umrunda mıydı? Onlar takım elbiseleriyle jilet gibi ortalarda basın açıklaması peşinde dolaşıyorlardı sadece halk çamura saplanmışken.. Peki davaların sonucu ne oldu, hepsi serbest, ülkemizdeki adalet anlayışı.. İşte o yürek burkan, acılı halkı anlamayıp diktatörlüğe yenik düşmenin videosu ve Soma faciası foto galerisi;


http://www.ensonhaber.com/erdogan-yuh-cekersen-tokadi-yersin-2014-05-16.html

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/95131/2/1/28989156/soma-facias-n-n-ard-ndan-1-y-l-boyle-gecti